sincan escort

buca escort karşıyaka escort

bahçeşehir escort

tekirdağ escort karaman escort niğde escort

gaziantep escort

hd porno

logo

BUGÜNÜ DAHA NASIL GÜZEL YAŞAYABİLİRİM?


Pınar Holt
sancaktepeses@yandex.com

Son zamanlarda ‘Canım hiç bir şey yapmak istemiyor.’
‘Hiç bir konuda heyecan hissetmiyorum.’
‘Hiç bir şey umrumda değil!’
gibi söylemler benim kulağıma çok fazla gelmeye başladı.
Ya sizin?

Değerli Dostlar,
Son zamanlarda ‘Canım hiç bir şey yapmak istemiyor. Hiç bir konuda heyecan hissetmiyorum. Hiç bir şey umrumda değil!’ gibi söylemler benim kulağıma çok fazla gelmeye başladı. Bunun üzerine, bu köşe yazımda motivasyonu yüksek, canlı bir hayat oluşturabilmek için neler yapabiliriz konusunda bilgi ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Motivasyonu yüksek, canlı bir hayat, üç temel ilke üzerine kurulur. Bunlar doyum, denge ve süreç ilkeleridir. Yazımın devamında detaylı yer vereceğiz ama doyum, denge ve süreç üçlüsünü öncelikle şöyle örneklemek isterim. Hepimizin bildiği üzere bir aracın çalışabilmesi için benzin, hava ve ateş gerekir, değil mi? Benzin motorda hava ile karışır, pistonlar tarafından sıkıştırır ve bujiler tarafından ateşlenir. Ve böylece araba hareket eder. Bu üç öğe yani benzin, hava veya ateşten biri olmaz ise araba gitmez. İşte yaşamımızda
da doyum, denge veya süreç ilkelerinden bir tanesi eksik ise; o hayalini kurduğumuz, yıldız gibi parlamasını arzu ettiğimiz yaşamı oluşturabilmemiz mümkün olmayabilir. Hadi gelin doyum, denge ve süreç ilkerinden biraz daha detaylı bahsedelim.

DOYUM
Yaşamımızda doyum ilkesi, bazılarımız için sahip olduğumuz mülklerimiz, kariyerimiz ya da hesabımızda ki nakit gibi materyalistik öğeler olarak algılanabilir. Çevremde şu sözleri oldukça fazla duyarım: ‘Ben yapacağımı yaptım. Unumu eledim eleğimi astım. Dünyalığımı yaptım.’ Oysaki doyum, cebimizi ne kadar doldurduğunuz ile ilgili değildir. Doyum, kalbimizin ve ruhumuzun ne ile dolduğu ile ilgilidir. Bu noktada kendimize soracağımız kilit soru şu olmalıdır: ‘Ben gerçekten neye değer veriyorum?’ Aileye mi? Yardım yapmaya mı? Risk almaya mı? Başarıya mı? Aşka mı? Değerlerimizi tespit ettiğimiz zaman hayat amacımızı bulmuş oluruz ve amacı olan bir hayatı bulup onu yaşamak bizi doyuma ulaştırabilecek en önemli yollardan biridir.

DENGE
Şimdi sizlerden 1 dakikalığına gözlerinizi kapatmanızı isteyeceğim. Gözlerinizi kapattıktan sonra yaşamınızı aynı birkaç tane kefesi olan terazi olarak hayal edin. Bir kefeye aile yaşamınızı, diğer bir kefeye iş yaşamınızı, bir diğerine arkadaşlarınızı ve diğerine de hobilerinizi, sosyal faaliyetlerinizi pay ettiğinizi düşünün. Terazinin kefelerine baktığınızda hepsi dengede duruyor mu? Yoksa bir tanesi ağır basmış aşağı düşmüş, diğerleri havada mı kalmış? Örneğin iş kefeniz ağırlıktan dolayı aşağı düşmüş ise, bu hayatınızda dengelerin bozulduğunun göstergesi olabilir. Erkek arkadaş bulduğuda selamı sabahı kesen ya da iş yoğunluğu sebebiyle hasta annesini aramayan örneklerle hepimiz karşılaşıyor ve hatta bilhassa kendimiz yaşıyor olabiliriz. Yaşamda dengede kalabilmemiz için terazinin kefelerini birbirine eşitlememiz gerekir. Bunun için de sınırlarımızı çizebilmeli, neye, nerede ve ne zaman evet veya hayır dememiz gerektiğini bilmemiz gerekir.

SÜREÇ
Süreç benim için son durağı olmayan bir yol gibidir. Bazen yol su gibi akar, bazen fırtına, yağmur basar, bazen arkadan gelen seni sollar, bazen öndekinin benzini sızar. Önemli olan her bir durumda senin nasıl direksiyona hakim olduğundur.
Yaşamımızda seçimlerimiz ve aldığımız kararlarlar ile doyum, denge ve süreçlerimizi iyi yönetebilirsek o hayalini kurduğumuz, etkin, motivasyonu yüksek yaşama sahip olabiliriz. Sabah kalktığımızda ‘Bugün canım bir şey yapmak istemiyor!’ yerine ‘Şükür! Bugünü daha nasıl güzel yaşabilirim? niyetiyle güne başlamak ümidiyle!

Etiketler: »
Share
3108 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BUGÜNÜ DAHA NASIL GÜZEL YAŞAYABİLİRİM?

    28 Ağustos 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Son zamanlarda ‘Canım hiç bir şey yapmak istemiyor.’ ‘Hiç bir konuda heyecan hissetmiyorum.’ ‘Hiç bir şey umrumda değil!’ gibi söylemler benim kulağıma çok fazla gelmeye başladı. Ya sizin? Değerli Dostlar, Son zamanlarda ‘Canım hiç bir şey yapmak istemiyor. Hiç bir konuda heyecan hissetmiyorum. Hiç bir şey umrumda değil!’ gibi söylemler benim kulağıma çok fazla gelmeye başladı. Bunun üzerine, bu köşe yazımda motivasyonu yüksek, canlı bir hayat oluşturabilmek için neler yapabiliriz konusunda bilgi ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak iste...
  • ‘Hayatımın Dönüm Noktası’ Okurlarını Hayatlarının Dönüm Noktasına Götürecek!

    23 Ağustos 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Birbirini hiç tanımayan, yurtiçi ve yurtdışından projeye katılan 46 yazar, kendi dönüm noktası öyküleriyle, kitabın kokusunu içine çeken okurlarına ilham oluyor. Özellikle pandemi döneminde ve daha öncesinde birçok yayınevinin kolektif kitap çalışması başlatmış fakat olumlu sonuçlandıramamış olması “Birlikte Kitaplar” ekibinin işini ciddiyetle ve samimiyetle yürüttüğünün göstergesidir. Projenin, derlemesini Ömer Çevik, editörlüğünü Ayşegül Poyrazoğlu gerçekleştirmiştir. Projede yer alan yazarların isimlerini sunmaktan onur duyarız. Ar...
  • Hastane dışında-doğa etkinliklerinde kalp krizi geçiren hastaya yaklaşım (112 öncesi)

    27 Mayıs 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Hastane dışında-doğa etkinliklerinde kalp krizi geçiren hastaya yaklaşım (112 öncesi) Şekil. Kalp krizi gösteren tipik göğüs ağrısında hastanın yüzüne yansıyan şiddetli ağrı ölüm korkusu ile birliktedir. Göğüs orta kısmında yaygın olarak hissedilen, sırta, kollara, karın üst kısmına, boyun ve çeneye kadar geniş bir alanda ağrı hissedilebilir. Hastadan neler öğrenelim? Hastanın sürekli kullandığı özellikle kalp ilaçları öğrenilmelidir. Önceden diyabet, ateroskleroz (damar sertliği), kolesterol düzeyi yüksekliği, sigara içimi varlığı, h...
  • BAHAR ZOR GEÇTİ AMA YAZ KAPIDA!

    27 Mayıs 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Değerli Dostlar, Doğadaki tüm canlıların bedenlerinin derinliklerinde biyolojik bir saat saklıdır. Bir çoğumuz günlük akışı ve buna ayak uyduran beden ritimlerimizin farkındayızdır. Saatimize bakmadan güneşin doğuşu ile uyanmamız, günün aynı saatlerinde çay saatimizin geldiğini hissetmemiz, gün içerisinde yemek yeme isteğimizin aynı saatlerde oluşması, gün batımından sonra istirahate geçme isteğimiz ve hatta mevsim geçişlerini fiziksel ve ruhsal olarak hissetmemizin sebebi vucudumuzun derinliklerinde saklı olan biyolojik saatimizin doğayla v...