sincan escort

buca escort karşıyaka escort

bahçeşehir escort

tekirdağ escort karaman escort niğde escort

gaziantep escort

hd porno

logo

Hastane dışında-doğa etkinliklerinde kalp krizi geçiren hastaya yaklaşım (112 öncesi)


Prof.Dr.Özgür Karcıoğlu
okarcioglu@gmail.com

Hastane dışında-doğa etkinliklerinde kalp krizi geçiren hastaya yaklaşım (112 öncesi)

Şekil. Kalp krizi gösteren tipik göğüs ağrısında hastanın yüzüne yansıyan şiddetli ağrı ölüm korkusu ile birliktedir. Göğüs orta kısmında yaygın olarak hissedilen, sırta, kollara, karın üst kısmına, boyun ve çeneye kadar geniş bir alanda ağrı hissedilebilir.

Hastadan neler öğrenelim? Hastanın sürekli kullandığı özellikle kalp ilaçları öğrenilmelidir. Önceden diyabet, ateroskleroz (damar sertliği), kolesterol düzeyi yüksekliği, sigara içimi varlığı, hipertansiyon, ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü hastanın kalp krizi geçirme olasılığını artırır; ancak bu risklerin olmadığı hastalarda da AKS görülebilir.
Hastada nelere bakalım? Kan basıncı, solunum sayısı, nabzın sayısı ve düzenli olup olmayışı ve bilinç düzeyine eldeki olanaklar ölçüsünde bakılabilir. 112 personeline bildirmek için bunlar kayıt edilmelidir. Normal bilinç düzeyinin olmaması beyne yeterli kan gitmediğini düşündürür. Ciltte soluklaşma, soğuk terleme sıklıkla görülür. Hastanın kalp hastalığı nedeniyle tedavi gördüğünü gösteren diğer belirtiler kardiyak operasyon izi (göğüs orta kısmında boylamasına uzanan kesi izi), kalp pili (pacemaker) veya nitrat içeren patch (yama) olabilir.
Tedavi: Göğüs ağrısı olan tüm hastalar hastaneye götürülmelidir. Göğüs ağrısında yakınan ve uyumlu bir öyküsü olan tüm hastalar aksi kanıtlanıncaya dek kalp krizi, enfarktüs olarak kabul edilmelidir.
Alanda biz neler yapabiliriz? Kalp kasının oksijen gereksinimini azaltmak için hastayı fiziksel ve duygusal olarak dinlenme durumuna almak gerekir. Hasta rahat ettiği pozisyonda olsun. Bazı hastalar oturarak, bazı hastalar ise yatarak daha rahat olacaktır. Hastaya güven verici açıklamalarda bulunun. Kalkmasına, yürümesine izin vermeyin.
Yüksek akımlı oksijen vermek mümkün değilse temiz hava bulunan bir ortama çıkarılmalıdır. Hastada veya başka birinde bulunuyorsa tablet veya spray şeklinde nitrogliserini dil altı uygulayın. Bir veya iki doz nitrogliserin ile hastanın ağrısı geçmiyorsa basit bir göğüs ağrısı olmadığını, kalp krizi/myokard infarktüsü gibi daha ciddi bir olay varlığını düşünmelisiniz.

Sonuç ve özet: Doğada göğüs ağrısı olan hastaya yaklaşım basamakları:
1 Oksijen vermek/temiz havaya çıkarmak, giysileri gevşetmek
2 112’yi arayarak durumu anlatıp yardım istemek (diğer uygulamaların hiçbiri yardım istemeyi geciktirmemelidir).
3 İlaçları (aspirin, nitrogliserin) ve allerjisini, önceki kalp hastalığı öyküsünü öğrenmek
4 Nabız ve solunum hızı ve düzenliliği, bilinç durumunu olabildiğince anlamak. Bulunabiliyorsa manuel tansiyon aleti ile kan basıncını kontrol etmek. Bazı akıllı telefonlardaki uygulamalar bunları algılayıp raporlamaktadır.
5 Göğüs ağrısı hakkında bilgi almak, bulantı, ciltte solukluk, soğuk terleme, iştah kaybı gibi ek bulguları not etmek.
6 Benzer bulgular şeker hastalarında kan şeker düzeyinin düşmesi (hipoglisemi) ile de görülebileceğinden kolayca ulaşılabiliyorsa kan şekerini ölçmek. Düzey 60 mg/dL altında ise bilinci açık hastalarda 100-200 mL şekerli su vb içirilebilir.
7 Hastayı en rahat ettiği pozisyonda tutmak, ek hareketini (yürüme vb) engellemek
8 Hasta ile sakinleştirici şekilde konuşmak, heyecanı azaltmak
9 Bulunabilirse tablet veya spray şeklinde nitrogliserini dil altı uygulamak. 2-3 kezden fazla denenmemelidir, kan basıncının aşırı düşmesine yol açabilir. Erkeklerde uygulamadan önce son 48 saat içinde sildenafil ve benzeri (Viagra ve eşdeğerleri) ilaç alımı dışlanmalıdır.
10 Yakınlarda sağlık merkezi bulunuyorsa 12 derivasyon EKG alınmalıdır.

Etiketler: »
Share
4361 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BUGÜNÜ DAHA NASIL GÜZEL YAŞAYABİLİRİM?

    28 Ağustos 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Son zamanlarda ‘Canım hiç bir şey yapmak istemiyor.’ ‘Hiç bir konuda heyecan hissetmiyorum.’ ‘Hiç bir şey umrumda değil!’ gibi söylemler benim kulağıma çok fazla gelmeye başladı. Ya sizin? Değerli Dostlar, Son zamanlarda ‘Canım hiç bir şey yapmak istemiyor. Hiç bir konuda heyecan hissetmiyorum. Hiç bir şey umrumda değil!’ gibi söylemler benim kulağıma çok fazla gelmeye başladı. Bunun üzerine, bu köşe yazımda motivasyonu yüksek, canlı bir hayat oluşturabilmek için neler yapabiliriz konusunda bilgi ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak iste...
  • ‘Hayatımın Dönüm Noktası’ Okurlarını Hayatlarının Dönüm Noktasına Götürecek!

    23 Ağustos 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Birbirini hiç tanımayan, yurtiçi ve yurtdışından projeye katılan 46 yazar, kendi dönüm noktası öyküleriyle, kitabın kokusunu içine çeken okurlarına ilham oluyor. Özellikle pandemi döneminde ve daha öncesinde birçok yayınevinin kolektif kitap çalışması başlatmış fakat olumlu sonuçlandıramamış olması “Birlikte Kitaplar” ekibinin işini ciddiyetle ve samimiyetle yürüttüğünün göstergesidir. Projenin, derlemesini Ömer Çevik, editörlüğünü Ayşegül Poyrazoğlu gerçekleştirmiştir. Projede yer alan yazarların isimlerini sunmaktan onur duyarız. Ar...
  • Hastane dışında-doğa etkinliklerinde kalp krizi geçiren hastaya yaklaşım (112 öncesi)

    27 Mayıs 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Hastane dışında-doğa etkinliklerinde kalp krizi geçiren hastaya yaklaşım (112 öncesi) Şekil. Kalp krizi gösteren tipik göğüs ağrısında hastanın yüzüne yansıyan şiddetli ağrı ölüm korkusu ile birliktedir. Göğüs orta kısmında yaygın olarak hissedilen, sırta, kollara, karın üst kısmına, boyun ve çeneye kadar geniş bir alanda ağrı hissedilebilir. Hastadan neler öğrenelim? Hastanın sürekli kullandığı özellikle kalp ilaçları öğrenilmelidir. Önceden diyabet, ateroskleroz (damar sertliği), kolesterol düzeyi yüksekliği, sigara içimi varlığı, h...
  • BAHAR ZOR GEÇTİ AMA YAZ KAPIDA!

    27 Mayıs 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Değerli Dostlar, Doğadaki tüm canlıların bedenlerinin derinliklerinde biyolojik bir saat saklıdır. Bir çoğumuz günlük akışı ve buna ayak uyduran beden ritimlerimizin farkındayızdır. Saatimize bakmadan güneşin doğuşu ile uyanmamız, günün aynı saatlerinde çay saatimizin geldiğini hissetmemiz, gün içerisinde yemek yeme isteğimizin aynı saatlerde oluşması, gün batımından sonra istirahate geçme isteğimiz ve hatta mevsim geçişlerini fiziksel ve ruhsal olarak hissetmemizin sebebi vucudumuzun derinliklerinde saklı olan biyolojik saatimizin doğayla v...